Velayet hukuku, aile hukukunun önemli bir alt dalıdır ve çocuğun korunmasına ilişkin temel düzenlemeleri içerir. Tarih boyunca çocuğun aile içindeki konumu değişmiş; kimi dönemlerde değersiz görülürken, modern hukukta korunması gereken bir birey olarak kabul edilmiştir. Günümüzde velayet, yalnızca bir hak değil, aynı zamanda anne ve babaya yüklenen sorumlulukları da kapsayan çift yönlü bir yetki olarak kabul edilir.
Hukukumuzda velayet; ergin olmayan çocuğun bakım, eğitim, gelişim ve ekonomik güvencesine ilişkin hak ve yükümlülüklerin anne ve babaya ait olmasıdır. Bu hak, kural olarak evlilik devam ederken birlikte kullanılır; boşanma halinde mahkeme kararıyla ebeveynlerden birine verilir, ölüm halinde ise sağ kalan eşe geçer. Evlilik dışı doğan çocuklarda velayet, soybağı kuruluncaya kadar anneye aittir.
Velayet kamu düzenine ilişkindir, devredilemez, bölünemez ve çocuğun ergin olmasıyla sona erer. Bu hak, çocuğun üstün yararını korumak amacıyla tanınmıştır. Anne ve babanın velayeti kötüye kullanması durumunda hukuki sorumluluk doğar.
Velayet kapsamında ebeveynler; çocuğun yaşam, sağlık ve kişilik haklarını korumak, özel hayatına saygı göstermek, eğitim ve gelişimini desteklemek, malvarlığını gözetmek ve çocuğun menfaatine uygun şekilde hareket etmekle yükümlüdür. Çocuğun görüşü, yetenekleri ve üstün yararı her durumda öncelikli olarak dikkate alınmalıdır.