İLTİCA NEDİR? ULUSLARASI HUKUKTA İLTİCA NE DEMEKTİR?
İnsanların zulüm veya ciddi zararlar nedeniyle kendi devletlerin alamadığı ya da almak istemediği koruma yerine bir başka devlete sığınarak o devletten uluslararası koruma talep etmesine iltica denir.
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 14. maddesinde
” Herkes zulüm karşısında başka memleketlerden mülteci olarak kabulü talep etmek ve memleketler tarafından mülteci muamelesi görmek hakkını haizdir. Bu hak, gerçekten adi bir cürüme veya Birleşmiş Milletler prensip ve amaçlarına aykırı faaliyetlere müstenit kovuşturmalar halinde ileri sürülemez. “
hükmü yer almaktadır.
10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda sığınma hakkı kabul edilmiş ve insan hakları evrensel beyannamesinde düzenlenerek evrensel nitelik kazanmıştır.
1951 yılında mülteciliğin kriterleri ve İltica Hukukuna esas alınacak temel hususlar devletimizin de yürütme komitesinde bulunduğu Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin Sözleşme ile belirlenmiştir. Bu sözleşmenin ilk maddesinde
«Mülteci» tâbirinin tarifi
A) İşbu Sözleşme bakımından «mülteci» tâbiri aşağıda gösterilen şahıslara tatbik edilir:
1. 12 Mayıs 1926 ve 30 Haziran 1928 Anlaşmaları, veya 28 Ekim 1933 ve 10 Şubat 1938 Sözleşmeleri ve 14 Eylül 1939 Protokolü, yahut Milletlerarası Mülteci Teşkilâtı Anayasasına göre mülteci sayılan şahıs;
Milletlerarası Mülteci Teşkilâtı tarafından faaliyeti esnasında alınmış mülteci sıfatını vermemi’ kararları, bu kısmın 2 nci fıkrasındaki şeraiti haiz olan kimselere mülteci sıfatının verilmesine mâni değildir;
2. 1 Ocak 1951 den evvel cereyan eden hâdiseler neticesinde ve ırkı, dini, tâbiiyeti, muayyen bir içtimai grupa mensubiyeti veya siyasi kanaatleri yüzünden takibata uğrıyacağmdan haklı olarak korktuğu için vatandaşı olduğu memleket dışında bulunan ve işbu memleketin himayesinden istifade eclemiyen veya mezkûr korkuya binaen istifade etmek istemiyen, yahut tâbiiyeti yoksa ve bahis konusu hâdiseler neticesinde evvelce mûtacleıı ikamet ettiği memleket dışında bulunuyorsa, oraya dönemiyen veya mezkûr korkuya binan! dönmek istemiyen şahıs; Birden fazla tâbiiyeti olan bir şahıs hakkında, ‘«vatandaşı olduğu memleket» (âbiri tâbiiyetini haiz olduğu memleketlerden her Ibirini kasdeder. Haklı bir korkuya müstenit muteber bir
sdbebolmaksızm, vatandaşı olduğu memleketlerden birinin himayesinden istifade etmiyen şahıs, vatandaşı olduğu memleketin himayesinden mahrum sayılmaz.
B. (1) İşbu Sözleşme bakımından madde 1, kısım (A) daki «1 Uçak 1951 den evvel cereyan eden hâdiseler» ibaresinin,
(a) «1 Ocak 1951 den evvel Avrupa’da cereyan eden hâdiseler» veya
(b) «1 Ocak 1951 den evvel Avrupa’da, veya başka bir yerde cereyan, eden hâdiseleri»
Mânasında anlaşılacak ve her Âkıd Devlet bu Sözleşmeyi imzaladığı, tasdik ettiği veya, iltihak eylediği sırada bu Sözleşmeye göre taahhüdettiği vecibeler bakımından bu ibarenin şümulünü belirten bir beyanda bulunacaktır.
(2) (a) şıkkını kabul eden her Âkit Devlet, Birleşmiş Milletler (x(«ıel Sekreterine göndereceği bir tebliğle (lb) şıkkını kabul etmek suretiyle vecibelerini her zaman genişletebilir.
C. Bu Sözleşme yukarıdaki (A) kısmındaki hükümlerin şümulüne giren her şahıs hakkında aşağıdaki hallerde tatbikattan kalkacaktır:
1. — Vatandaşı olduğu memleketin himayesinden kedi isteği ile tekrar istifade ederse veya
2. •— Vatandaşlığını kaybettikten sonra kendi arzusu ile tekrar iktisabederse, veya
3. — Yeni bir vatandaşlık iktisabetmişse ve vatandaşlığını iktisabettiği memleketin himayesinden istifade ediyorsa, veya
4. — Kendi arzusu ile Terk ettiği veya takip korkusu ile haricinde kaldığı memlekette kendi arzusu ile, tekrar yerleşmek üzere dönmüşse;
5. — Mülteci tanmmasnı intacettiren şartlar ortadan kalktığı için vatandaşı olduğa memleketin himayesinden istifade etmekten imtinaa artık devam edemezse;
Şu kadar ki işbu fıkra vatandaşı olduğu memleketin ‘himayesinden istifadeyi reddetmek için evvelce vâki takiplere müstenit haklı sebepler ibri sürebilen (A) kısmının 1 nci fıkrasının der piş ettiği bir mülteciye tatbik ölunmıyacaktır;
ü. — Tâbiiyetsiz olup da, mülteci tanınmasını intacettiren şartlar ortadan kalktığı için,
mûtat ikametgâhının bulunduğu memlekete dönmek durumunda olan bir şahıs bahis konusu olduğunda; , Şu kadar.ki işbu fıkra, mûtat ikametgâhının bulunduğu memlekete dönmeyi reddetmek için evvelce mâruz kaldığı takiplere müstenit haklı sebepler ileri sürebilen (A) kısmının 1 nci fıkrasının derpiş ettiği bir mülteciye tatbik olunmayacaktır.
D. Bu Sözleşme, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri haricinde, diğer bir
Birleşmiş Milletler organı veya teşekkülünden halen himaye veya yardım gören kimselere tatbik olunmaz. Böyle bir himaye veya yard m, her hangi bir sebeple bu gibi kimselerin durumu Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun (bu hususla ilgili kararları gereğince nihai surette halledilmeksizin sona ermiş ise, bu şahıslar Sözleşme rejiminden bihakkin istifade ederler.
E. Bu Sözleşme, ikamet ettiği memleketin yetkili makamlarınca o memleket vatandaşlığım haiz olanlara mahsus ‘hak ve vecibeleri haiz addedilen bir şahsa tatbik olunmaz.
P. Bu Sözleşme hükümleri :
a) Bunlara mütedair milletlerarası vesikalarda tarif edildiği mânada barışa karşı bir suç, bir harb suçu veya insanlığa karşı bir suç işlediği;
b) Mülteci sıfatiyle kabul edildiği menıleks te ilticadan evvel iltica memleketi dışında ağır bir genel suç işlediği;
e) Birleşmiş Milletlerin gaye ve prensiplerine aykırı fiillerden suçlu olduğu hususunda;
Ciddî kanaat mevcudolan bir şahıs hakkında tatbik edilmez.
Mültecinin tanımı yapılmıştır.
İmzalanan sözleşmede 1 Ocak 1951 den evvel cereyan eden hâdiseler ibaresine yer verilirken 1967 yılında taraf devletler sözleşmenin kapsayıcılığını arttırmak üzere Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1967 Protokolünü imzalayarak 1951 tarihli sözleşmenin zaman ve coğrafi bakımından kısıtını kaldırmışlardır. Devletimiz ise anılan protokolde coğrafi bakımdan sınırı korumuz zaman bakımından ise kısıtı kaldırmıştır. Bu vesileyle devletimiz sadece Avrupa Konseyini üye ülkelerden gelenlere mültecilik statüsü tanımaya olanak tanımıştır.
Türkiye 4 Nisan 2013 tarihinde Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununu yayımlamış işbu kanun ise 4 Nisan 2014 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu kanunla birlikte şimdiki adı Göç İdaresi Başkanlığı olan ilk adı ile Göç İdaresi Genel Müdürlüğü kurulmuştur.

Yorum gönder