Site icon BÜYÜKBAŞ HUKUK VE DANIŞMANLIK | Av. YAĞMUR BÜYÜKBAŞ

Yapı Türleri Nelerdir?

İmar mevzuatı kapsamında yapılar çeşitli kriterlere göre sınıflandırılabilmektedir. Genel olarak yapılar; resmi ve özel yapılar ile ruhsat gerektiren ve ruhsat gerektirmeyen yapılar şeklinde ayrılmaktadır.

3194 sayılı İmar Kanunu’na göre yapı; karada veya suda bulunan, sürekli ya da geçici nitelikteki, resmi veya özel, yer altı ve yer üstü inşaatları ile bunların eklerini, değişikliklerini ve onarımlarını kapsayan sabit veya hareketli tesislerdir.

Yapılar kullanım süreleri bakımından daimi ve geçici yapılar olarak ikiye ayrılmaktadır. Sürekli olarak kullanılmak amacıyla inşa edilen yapılar daimi yapı niteliği taşırken, belirli bir süre için yapılmış ve kalıcı olması amaçlanmayan yapılar ise geçici yapı olarak adlandırılmaktadır.

Mevzuatta resmi yapının açık bir tanımına yer verilmemiştir. Ancak resmi ve özel yapılar arasındaki temel farklılık, yapım ve kullanım süreçlerinde uygulanacak kurallar bakımından ortaya çıkmaktadır. Resmi yapıların inşa sürecinde uygulanacak usul ve esaslar, özel yapılara göre daha sade ve farklı bir yapıya sahiptir. Resmi yapılarda inşaat faaliyetleri ilgili kamu idaresinin sorumluluğu altında yürütülürken, özel yapılarda yapılaşma süreci büyük ölçüde yapı denetim kuruluşları tarafından takip edilmektedir.

Genel bir tanım yapmak gerekirse resmi yapılar; devlet teşkilatı içerisinde yer alan kamu kurum ve kuruluşlarına veya sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait olan kuruluşlara ait olup kamu hizmetlerinin yürütülmesinde kullanılan yapılardır. Buna karşılık özel yapılar, mülkiyeti gerçek kişilere veya özel hukuk tüzel kişilerine ait olan yapılardır.

Yapılar, bulundukları yere bağlı olup olmamalarına göre de sabit ve hareketli yapılar şeklinde değerlendirilebilmektedir. Bulunduğu konuma bağlı olarak kullanılan yapılar sabit yapı niteliğindedir. Hareketli tesislerin ise yapı olarak kabul edilebilmesi için imar mevzuatının kapsamına girmesi gerekmektedir.

Özellikle su üzerinde bulunan hareketli tesislerde, tesisin kendi kendine hareket etme kabiliyeti taşıyıp taşımadığı önem arz etmektedir. Kendi başına hareket edemeyen tesisler imar mevzuatı bakımından yapı olarak değerlendirilirken, kendi hareket sistemine sahip olan tesisler ise deniz aracı niteliğinde kabul edilmekte ve ilgili özel mevzuat hükümlerine tabi olmaktadır.

Sonuç olarak, imar hukukunda yapı kavramı oldukça geniş bir kapsam taşımakta olup yapıların kullanım amacı, mülkiyet durumu, kullanım süresi ve hareket kabiliyeti gibi ölçütler dikkate alınarak farklı türlere ayrılması mümkün olmaktadır.

Exit mobile version