Site icon BÜYÜKBAŞ HUKUK VE DANIŞMANLIK | Av. YAĞMUR BÜYÜKBAŞ

VELAYET NEDİR? VELAYET TANIMI VE KAPSAMI

Velayet; kural olarak küçükler, istisnai olarak kısıtlılar için anne ve babaya tanınan; çocuğun bakımını, korunmasını, eğitimini ve gelişimini sağlamaya yönelik tüm hak, görev ve yetkilerin bütünüdür. Bu kapsamda velayet, çocuğun hem kişisel hem de malvarlığına ilişkin haklarının yönetimini içerir.

Velayet hakkı; çocuğun üstün yararını esas alarak onun bedensel, zihinsel, ruhsal ve sosyal gelişimini sağlama, onu temsil etme ve malvarlığını yönetme sorumluluğunu ebeveynlere yükleyen bir “yüküm hak” niteliğindedir. Yani hem hak hem de görev içeren çift yönlü bir yapıya sahiptir.

Türk hukukunda velayet; anne ve babanın ergin olmayan çocuk üzerindeki eğitim, bakım ve terbiye yetkisi olarak tanımlanır. Ancak bu hak, çocuğu bir “hak konusu” haline getirmez. Aksine velayet, çocuğun menfaatinin her zaman anne ve babanın menfaatinden üstün tutulduğu bir kurumdur.

Bu doğrultuda anne ve babaya; çocuğun eğitimi, gelişimi, sağlığı, isminin belirlenmesi, temsil edilmesi ve haklarının korunması gibi birçok sorumluluk yüklenmiştir. Velayet bu yönüyle, sahibine geniş yetkiler tanıyan ancak aynı ölçüde sorumluluk da yükleyen bir hukuki statüdür.

Velayet hakkı yalnızca hak tanımakla kalmaz, çocuğa da belirli yükümlülükler getirir. Çocuk, anne ve babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür. Bu nedenle velayet, hem ebeveyn hem çocuk açısından karşılıklı hak ve yükümlülükler içeren bir ilişkidir.

Bu hak doğuştan kazanılmaz; velayet için çocuk ile ebeveyn arasında soybağı kurulmuş olması, ebeveynlerin ergin, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmaması gerekir. Velayet, çocuğun üzerinde bir hâkimiyet kurma aracı değil; onun yararını gözetme sorumluluğudur.

Türk Medeni Kanunu’na göre anne ve baba, çocuğun bakım ve eğitimine ilişkin kararları onun menfaatini gözeterek alır. Bu kararlar hem çocuk hem de üçüncü kişiler açısından bağlayıcıdır. Ancak velayet hakkı sınırsız değildir; çocuğun üstün yararıyla sınırlandırılmıştır.

Velayetin kötüye kullanılması halinde devlet müdahalesi gündeme gelir. Çünkü çocuk, korunmaya muhtaç bir bireydir ve kendi haklarını tek başına savunamaz. Bu durumda kamu otoriteleri, çocuğun haklarını korumak amacıyla gerekli önlemleri alır.

Velayetin amacı; çocuğun bağımsız, sağlıklı ve bilinçli bir birey olarak yetişmesini sağlamaktır. Çocuk büyüdükçe ebeveyne olan bağımlılığı azalır ve velayetin kapsamı daralır. Bu süreçte çocuğun görüşü de dikkate alınmalıdır.

Velayet hakkı, evlilik süresince anne ve baba tarafından birlikte kullanılır. Kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu için devredilemez, miras yoluyla geçmez ve tarafların anlaşmasıyla başka birine bırakılamaz. Ancak mahkeme kararıyla kaldırılması mümkündür.

Velayet hakkı TMK madde 335’te belirtildiği üzere sadece anne ve babaya verilmiş ve bu haktan bahsedebilmek için veli ve çocuk arasında soy bağı ilişkisinin olması gözetilmiştir. Ana ile çocuk arasındaki soy bağı ilişkisinin olması gözetilmiştir. Ana ile çocuk arasındaki soy bağı ilişkisi TMK madde 282 gereğince doğumla kurulurken ayrıca evlat edinme yoluyla da soy bağı ilişkisi kurulabilir. Doğumla kurulan soy bağı doğal yolla kurulurken evlat edinmeyle kurulan soy bağı yapay yolla kurulur.

Ana ve babanın evli olmadığı hallerde ise velayet kanun gereği kendiliğinden anada kurulacaktır. Baba ile soy bağı ilişkisi ana ile evlilik, tanıma veya hakim hükmüyle kurulur. Bunun yanı sıra TMK madde 285’e göre ”Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun kocaya bağlanması, ananın evlilik sırasında gebe kaldığının ispatıyla mümkündür” . Kanundaki bu karine gereğince evlilik içinde doğan veya evliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz gün içinde doğan çocukla baba arasında da soy bağı nedeniyle velayet ilişkisi söz konusu olur. Ayrıca evlat edinme yoluyla da baba ile çocuk arasında soy bağı kurulabilir.

Ana ve baba velayet hakkına kanundan dolayı ve birbirinden bağımsız olarak sahiptirler.

Son olarak, velayet yalnızca anne ve babaya tanınmıştır. Diğer akrabalar bu hakka sahip olamaz; ancak gerekli durumlarda mahkeme kararıyla vesayet hakkı elde edebilirler.

Exit mobile version