Canlıların yaşamlarını sürdürebilmek amacıyla çeşitli yapı malzemeleri ve inşaat teknikleri kullanarak meydana getirdikleri somut oluşumlara yapı denir. Yapı, belirli ölçüler içerisinde bir alanın sınırlandırılması ve bu alanın belirli bir kullanım amacına tahsis edilmesiyle ortaya çıkar.
Yapı üretim süreci, ihtiyaçların belirlenmesiyle başlar. Bu sürecin temel amacı, insanların yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli olan mekânları ekonomik, nitelikli ve zaman bakımından verimli şekilde oluşturmaktır. Yapı üretimi; planlama, uygulama ve denetim aşamalarından oluşan koordineli bir süreçtir. Bu süreç teknolojik, ekonomik, siyasi ve fiziksel çevre gibi birçok faktörden etkilenmektedir.
Yapı üretim sürecinin temel unsurları şunlardır:
Kaynaklar: Yapının oluşturulmasını sağlayan temel bileşenlerdir. Bunlar;
- Fiziksel kaynaklar (arsa, yapı malzemeleri, araç-gereçler ve enerji kaynakları),
- Bilgi kaynakları (projelendirme ve uygulama sürecinde kullanılan her türlü teknik ve bilimsel bilgi),
- İş gücü (karar verici, uygulayıcı ve denetleyici kişiler),
- Finansman (yapım maliyetini karşılayan ekonomik kaynaklar) şeklinde sıralanabilir.
Ürün: Yapı üretim sürecinin sonucunda ortaya çıkan yapılar, yapı elemanları ve bunların oluşturduğu çevredir.
Süreç: Yapının planlanmasından tamamlanmasına kadar geçen tüm iş ve işlemleri kapsar.
Sınırlamalar: Yapı üretim sürecinde sorumluluklar ve hedefler önemli sınırlayıcı unsurlardır. Sorumluluklar sürecin kapsamını belirlerken, hedefler ulaşılmak istenen sonucu ifade eder.
Geri Besleme ve Kontrol: Tamamlanan yapının, başlangıçta belirlenen amaç ve kriterlere uygun olup olmadığının değerlendirilmesidir.
Yapıyı geliştiren kişi ile yapıyı talep eden kişi çoğu zaman farklı kişiler olsa da aralarında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Bazı yapılar belirli bir kullanıcı hedeflenmeden inşa edilmekte ve daha sonra kullanıcıların ihtiyaçlarına sunulmaktadır.
Yapılar; kullanılan malzemeye, yapım yöntemine veya kullanım amacına göre farklı şekillerde sınıflandırılabilir. Yapım faaliyeti, doğal çevrede insan eliyle yeni bir çevre oluşturulmasını sağlayan ve başlangıcı ile sonu bulunan bir süreçtir. Her yapım projesi kendine özgüdür ve birebir tekrarlanması mümkün değildir.
Bina ise yapı türlerinden biridir ve diğer yapılara göre daha özel nitelikler taşır. Bir binanın özellikleri; yapılacağı arsanın konumu ve geometrik yapısı, kullanım amacı, proje paydaşları, ekonomik koşullar ve yürürlükteki mevzuat gibi birçok etkene bağlı olarak değişiklik göstermektedir.
İnsanların başta barınma ihtiyacı olmak üzere çeşitli amaçlarla inşa ettikleri yapılar, imar hukukunun temel inceleme konularından biridir. Yapı, bina ve inşaat kavramları yalnızca imar hukuku açısından değil; medeni hukuk ve borçlar hukuku bakımından da önem taşımaktadır. Bu nedenle söz konusu kavramlar hem mevzuatta hem de doktrinde farklı şekillerde ele alınmıştır.
Öğreti ve yargı kararlarında benimsenen görüşe göre yapı; insanların veya hayvanların barınmalarına, girip çıkmalarına ya da diğer ihtiyaçlarını karşılamalarına hizmet eden, insan eliyle meydana getirilmiş, çevresi duvar veya benzeri unsurlarla çevrili, üstü tamamen ya da kısmen örtülü, toprağa bağlı ve yerleşim niteliği taşıyan mekânlardır.
Kentbilimleri Sözlüğü’nde ise yapı; duvarlar veya sütunlar üzerine oturtulmuş bir çatıya sahip olan, insanların, hayvanların veya malların korunması ya da çeşitli ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yapılmış mimari eser olarak tanımlanmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesinde yapı ve bina kavramları tanımlanmış, ancak inşaat kavramına ilişkin bir tanım yapılmamıştır. Kanuna göre yapı; karada veya suda bulunan, sürekli veya geçici nitelikteki, resmi veya özel, yer altı ve yer üstü inşaatları ile bunların eklerini, değişikliklerini ve onarımlarını kapsayan sabit veya hareketli tesislerdir.
Aynı maddeye göre bina ise; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü, insanların içine girebildiği, oturma, çalışma, dinlenme, eğlenme veya ibadet etme gibi ihtiyaçlarına hizmet eden; ayrıca hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır.
Bir tesisin yapı olarak kabul edilebilmesi için öncelikle insan eliyle meydana getirilmiş olması, yani insan iradesinin ürünü olması gerekir.
Doktrinde ağırlıklı olarak kabul edilen görüşe göre, henüz tamamlanmamış ve yapımı devam eden inşaatlar da bina kavramı içerisinde değerlendirilmektedir.
Sonuç olarak her bina bir yapı niteliği taşımaktadır; ancak her yapı bina olarak kabul edilmez. Bina kavramı, yapı kavramının içerisinde yer alan daha özel bir türü ifade etmektedir.

