Ceza davaları halk nezdinde tam olarak anlaşılamamakta, evreler ve gelişimi hakkında halk medyadan öğrendiği yanılgılarla hareket etmektedir. Bu konuda medyaya özellikle de haber yayıncılarına büyük görev düşmektedir. Maalesef ki toplumumuz iyi bir medya-okuryazarlığına sahip olmadığı gibi çağdaş sistemlerde dördüncü kuvvet olarak belirlenen medya da üstüne düşeni yapmaktan çoğu zaman geri durmakta ve bu konuda sorumluluk almamaktadır. Bilinçsiz ve manipüle edilmiş bilgiler ışığında yapılmış habercilik yayınları ile topluma hukuk yanlış yansıtılmaktadır. Hele ki daha sakıncalı olan tarafı ise; kurgusal ögelerle varoluşunu bulan dizi ve filmlerle de hukuki danışmanlık alınmadan senaryolar çekilmekte ve bu vesileyle toplum tarafından görselleştirilen ürün gerçek olarak algılanmaktadır.
Makalemiz ise toplumun ceza davasının yürütülmesini daha bilinçli şekilde anlamasını hedeflemektedir.
Kimi zaman mağdurun şikayette bulunması ya da ihbar üzerine adli makamlar olaydan haberdar olur. Ceza soruşturmasının başlamasına ilişkin ihtimaller genel olarak Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat edilerek yapılan doğrudan ihbar ve şikayetler üzerine; Kolluğa müracaat edilerek, kolluğun tamamladığı tahkikat evrakını Savcılığa sunması ile; Çeşitli kurumlardan suç ihbarları üzerinden sayılabilir. Mağdur şikayette bulunmazsa, olay herhangi biri tarafından ihbar edilmezse veya mağdur ihbar edilmesi kamu görevlisinin sorumluluğuna bırakılan yerlere gitmezse adli makamlar suçtan haberdar olamayabilir. Örneğin silahla yaralama vakasında genellikle hastaneye müracaat edilmesi sonucunda sağlık görevlilerinin olayı polis veya jandarmaya bildirmeleriyle haberdar olunur. Olayı öğrenen kolluk görevlileri, tarafları kolluk birimine çağırır ve durumu derhal Nöbetçi Cumhuriyet Savcısına bildirir. Bu bildirim üzerine Nöbetçi Cumhuriyet Savcısı, kolluğa gerekli talimatları verir. Bu talimatlar somut olaya göre değişir. Örneğin şüphelinin gözaltına alınması veya serbest bırakılması, olayın tanıklarının dinlenilmesi, mağdurun beyanın alınması, adli rapor alınması, suç delilinin muhafaza altına alınması, olay tutanağı düzenlenmesi gibi talimatlar verilebilir.
Kolluk ise bu talimatlar doğrultusunda hareket ederek fezleke olarak Cumhuriyet Başsavcılığına sunar. Başsavcılık fezlekeyi soruşturma kaydına kaydederek dosyaya bakacak olan Cumhuriyet Savcısına dosya intikal eder ve dosyanın işlemleri yürütülür.
Soruşturma dosyasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturmuyorsa veya şikayetten vazgeçme, uzlaşma, önödeme, ölüm gibi kamu davası açılmasını engelleyen sebeplerin varlığı halinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir. Bu karara itiraz edilebileceği gibi bu itiraz red veya kabul de edilebilir. Reddedildiğinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kesinleşmiş ve soruşturma dosyası kapanmış olur.
Cumhuriyet Savcısının dosyanın işlemlerini yürütürken eksik bir hususun kalmaması ve kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturan delilin varlığı neticesinde iddianame düzenler ve dosyanın seri muhakeme usulüne tabi suçlardan olmaması halinde dosyayı görevli mahkemeye gönderir. Seri muhakeme usulüne tabi suçlardan olması halinde seri muhakeme usulünden faydalandırılır.
Görevli mahkeme iddianameyi kabul ederse kovuşturma aşamasına geçilir. Kabul üzerine Tensip Tutanağı tutulur ve duruşma günü düzenlenir. Duruşmaya çağrılacaklara davetiye düzenlenir ve duruşma günü bildirilir.
İlk duruşmada tüm eksik hususlar giderilmiş ve toplanması gereken başkaca delil kalmamışsa hüküm verilebilir. Eksik hususlar var ise ki bunlar tanığın dinlenmemesi, sanığın sorgusunun yapılmaması, adli raporun intikal etmemesi gibi hususlar olabilir; yeni bir duruşma günü belirlenerek bu eksik hususların giderilmesine karar verilebilir.
Sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olması halinde mahkumiyetine karar verilir. İsnat edilen suçu sanığın işlediği sabit değilse veya ilgili suçu işlemediği anlaşılıyorsa beraatine karar verilir.
Tabi farklı olasılıklar da mevcuttur. Örneğin şikayete bağlı bağlı suçlarda şikayetten vazgeçilmesi, dava zamanaşımının dolması, sanığın ölmesi veya af gibi davayı düşüren sebepler varda davanın düşmesine karar verilmelidir.
Mahkumiyet kararı verilmesi halinde karar karşı kanun yolu açıkça itiraz, istinaf veya temyiz edilebilir. Bu başvuru reddedilirse bir diğer anlatımla mahkeme kararı onanırsa, hüküm kesinleşmiş olur. Başvuru kabul edilir ve mahkeme kararı kanun yolu mercii tarafından bozulursa, dosya mahkemesine iade edilir ve mahkeme bu dosyayı tekrar esas defterine kaydederek bozma kararına uyup uymayacağına ( direneceğine ) karar verir.
Mahkumiyet kararının kesinleşmesi ile sanık artık hükümlü sıfatına erişir.
Mahkumiyet hükmü kesinleştiğinde infaz için Cumhuriyet Savcılığına gönderilir. Bu kararı alan Cumhuriyet Savcısı, hapis cezası alan hükümlü için çağrı kağıdı, adli para cezası alan hükümlü içinde ödeme emri çıkartacaktır.
Verilmiş olan ceza infaz edildiğinde, infaz dosyası mahkemesine gönderilir ve mahkeme bu infaz dosyasını esas dosyasına koyarak dosyayı arşive kaldırır.

