Site icon BÜYÜKBAŞ HUKUK VE DANIŞMANLIK | Av. YAĞMUR BÜYÜKBAŞ

DOLANDIRICILIK SUÇU ( TCK MADDE 157 )

Türk Dil Kurumuna göre ‘Dolandırmak’ birisini aldatarak parasını veya malını elinden almak; dızlamak, kıvırmak, söğüşlemek anlamına gelmektedir. Dolandırmaktaki amaç çoğu zaman; kolay yoldan para kazanma, mal mülk sahibi olma ya da gelir dağılımındaki eşitsizliklere paralel
olarak farklı hayatları arzu etme olsa da daha birçok neden ve amaç ile de bu suç işlenebilir.

Madde 157- (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına
olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.

Bu suçta fail, bir kimseyi hileli davranışlarla aldatıp onun veya bir başkasının zararına olarak kendisinin veya üçüncü bir kişinin malvarlığına ilişkin bir yarar elde etmektedir.

Dolandırıcılık suçu, başkasının malvarlığına karşı duyguların gizlenerek işlendiği bir suç olarak kabul edilir çünkü fail bu suçta kendisine veya bir başkasına yarar sağlayabilmek için mağdura karşı hileli hareketlerde bulunur.

Dolandırıcılık suçu malvarlığına yönelik işlenen bir suçtur. Bu nedenle bu suçta korunan hukuksal yarar, malvarlığıdır. Zira hileli hareketlerle iradesi sakatlanan mağdur kendisi veya bir başkası zararına tasarruflarda bulunarak kendisinin ya da bir başkasının malvarlığında bir azalma meydana getirir. TCK madde 157’nin gerekçesinde ve Yargıtay içtihatları irdelendiğinde hileli davranışlarla mağdurun aldatılmış olması nedeniyle irade özgürlüğünün de korunduğu kabul edilir.

TCK madde 157’nin gerekçe kısmında

“Dolandırıcılık hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlamasıdır. Bu bakımdan dolandırıcılık suçu, kişilerin malvarlığına karşı işlenen bir suçtur. Söz konusu suçun tanımı ile kişilerin sahip bulunduğu malvarlığı hakkının korunması amaçlanmıştır. Ayrıca, bu suçun işlenişi sırasında hileli davranışlar ile kişiler aldatılmaktadır. Aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle, kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyi niyet ve güven ihlal edilmektedir. Bu suretle kişinin irade serbestîsi etkilenmekte ve irade özgürlüğü ihlal edilmektedir.”

Özellikle belirtmek gerekir ki; ceza hukukunda malvarlığı deyimi özel hukukta anlaşıldığı gibi salt ekonomik değeri olan, paraya çevrilebilen şeylerden oluşmaz. Ceza hukukunda malvarlığı, ekonomik değeri olan şeyler yanında, ekonomik anlamda hiçbir değeri olmayan şeyler de malvarlığını kapsamına girer. Öte yandan hukuka aykırı olarak ele geçirilen değerler de malvarlığının kapsamına girdiği kabul görür.

Dolandırıcılık suçu, bir malı hile kullanarak sahibinin rızası ile elde etmenin mümkün olması yönüyle hırsızlık suçu ile ayrışır. Zira hırsızlık fiilleri gizlice işlenir.

Dolandırıcılık suçunun faili herkes olabilir. Gerçek kişiler hem suçun faili hem de doğrudan yarar sağlayan olabilmelerine rağmen, tüzel kişiler ancak doğrudan yarar sağlayan olabilirler. İşlenen suçtan yarar sağlayan kimsenin tüzel kişi olması halinde TCK’nın 169. maddesi gereğince tüzel kişiler özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. Böylece bu kimselere TCK’nın 60. maddesinde yer alan tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri uygulanır.

Suçun tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında, serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi ise nitelikli halini oluşturur. Kamu görevlisinin görevinin sağladığı güveni kötüye kullanarak menfaatin sağlanması gerektiğine mağduru inandırarak haksız menfaat temin etmesi ise dolandırıcılık suçunu değil, ikna suretiyle irtikap suçunu oluşturacaktır.

Dolandırıcılık suçunun mağduru, aldatılan, kendi veya bir başkasının malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunan kişi değil, münhasıran malvarlığı zarara uğrayan kişidir. Kanun aldatılan kimse ile suçtan zarar gören mağdurun aynı kişiler olabileceği gibi, mağdurun farklı kişilerden de oluşabileceğini düzenlemiştir.

Bu suçun işlenebilmesi için mağdurun algılama yeteneğine sahip olması zorunlu değildir. TCK madde 158/1-c’de dolandırıcılık suçunun “kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle” işlenmesini cezayı arttıran nitelikli bir hal saymıştır. Ancak hükümde hileli davranışlarla bir kimseyi aldatmaktan söz edilmesi nedeniyle mağdurun, kendisine yapılmış hareketlerin hileli olduğunu anlayabilecek yetenekte olmasını zorunlu görmektedir. Kişinin algılama yeteneğinin
hiç bulunmadığı hallerde diğer unsurlar da gerçekleşmiş ise hırsızlık suçunun gerçekleşeceği kabul edilmektedir.

TCK madde 157’de ‘bir kimsenin’ aldatılmasından söz edilir. Burada kastedilen dolandırıcılık suçunun ancak belirli bir veya birden fazla kişiye karşı işlenebileceğidir. Buna rağmen toplumun geneline yönelik hileli davranışların belirli bir veya birden fazla kişiyi aldatmış olması halinde de dolandırıcılık suçunun işlendiği kabul edilecektir.

Failin olumlu veya olumsuz bir davranışının varlığı, bu davranışın dış dünyada bir değişikliğe neden olması ve gerçekleştirilen davranışla dış dünyada oluşan değişiklik arasında bir nedensellik ilişkisinin varlığı halinde bu suçun varlığından bahsetmek mümkün olacaktır. Dolayısıyla bu suçun gerçekleşmiş olması için şu 3 unsurun varlığı gerekir:

  1. Failin hileli bir davranışta bulunması
  2. Bu hileli davranış sonucunda mağdurun aldatılmış olması
  3. Mağdurun veya 3. kişinin zararına olarak failin kendisine veya bir başka 3. kişiye bir yarar sağlaması

DOLANDIRICILIK SUÇU ŞİKAYETE BAĞLI MIDIR?

Dolandırıcılık suçu, şikayete bağlı suçlardan değildir. Savcılık suçun işlendiğini öğrenir öğrenmez kendiliğinden soruşturma yapmak ve suçun işlendiği kanaatine vardığında ise iddianame tanzim ederek kamu davası açmak zorundadır.

DOLANDIRICILIK SUÇUNUN ŞİKAYET SÜRESİ VAR MIDIR?

Dolandırıcılık suçu için herhangi bir şikayet süresi öngörülmemiştir. Yalnız suçun basit halinde dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Bu sebeple en geç 8 yıl içinde şikayet hakkının kullanılarak suçun savcılığa bildirilmesi gerekir.

DOLANDIRICILIK SUÇUNDA UZLAŞTIRMA PROSEDÜRÜ UYGULANIR MI?

Basit dolandırıcılık suçu (TCK m.157), taraflar arasında uzlaştırma prosedürünün uygulanmasını gerektiren suçlardandır. Fakat hemen belirtmek gerekir ki; nitelikli dolandırıcılık suçu (TCK m.158) uzlaşma kapsamında değildir.

Exit mobile version