Çocuğun görüşünün alınması ilkesi, hukukumuza Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 12. maddesiyle girmiştir. Bu düzenlemeye göre, görüş oluşturma yeterliliğine sahip her çocuk, kendisini ilgilendiren konularda düşüncelerini serbestçe ifade etme hakkına sahiptir. Ayrıca bu görüşlerin, çocuğun yaşı ve olgunluk düzeyi dikkate alınarak özenle değerlendirilmesi gerekir.
Aynı madde uyarınca, çocuğu etkileyen her türlü adli ve idari süreçte, çocuğun doğrudan ya da bir temsilci aracılığıyla dinlenilmesi sağlanmalıdır. Bu durum, çocuğun yalnızca bir koruma nesnesi değil, aynı zamanda hak sahibi bir birey olarak kabul edildiğini göstermektedir.
Çocuk Haklarına İlişkin Avrupa Sözleşmesi de benzer şekilde, çocuğun kendisini ilgilendiren davalarda bilgilendirilme ve görüşünü açıklama hakkına sahip olduğunu açıkça düzenlemiştir. Bu kapsamda, çocuğun sadece konuşma hakkı değil, süreç hakkında bilgilendirilme hakkı da büyük önem taşır.
Türkiye, bu sözleşme hükümlerini özellikle boşanma ve ayrılık davaları, velayet uyuşmazlıkları, çocukla kişisel ilişki kurulması ve babalığın tespiti gibi konularda uygulamayı taahhüt etmiştir.
Çocuğun görüşünü ifade edebilmesi için belirli bir yaş sınırı öngörülmemiştir. Önemli olan, çocuğun olayları anlayıp değerlendirebilecek bir olgunluğa sahip olmasıdır. Bu durum her somut olayda çocuğun bireysel özelliklerine göre belirlenir.
Çocuğun dinlenmesi bir yükümlülük değil, ona tanınmış bir haktır. Bu nedenle çocuk, görüş bildirmeye zorlanamaz. Ayrıca çocuğun görüşünün alınması onun üstün yararına aykırı olacaksa, bu durumda öncelik yine çocuğun üstün yararına verilir ve çocuk dinlenmeyebilir.

